Yolda1Kadin

🧳 Bir valiz, bir kadın, bir dünya! 📍Adım adım keşifteyim. ✈️ Rotalar, notlar ve bolca ilham.

Yalnız gezginler için Porto’da bir gün: Renkli sokaklardan şarap mahzenlerine, az bilinen rotalardan lezzet duraklarına gerçek bir deneyim rehberi.

Portekiz’in kuzeyindeki bu büyülü şehir, bir günde keşfedilecek kadar küçük ama bir ömre yetecek kadar derin. Eğer vaktin kısıtlıysa ama dolu dolu bir deneyim yaşamak istiyorsan, bu rehber tam sana göre. Yalnız bir kadın gezgin olarak Porto’da geçirdiğim 24 saatte gördüğüm, tattığım ve kaybolmayı seçtiğim tüm noktaları seninle paylaşıyorum. Rabelo teknelerinden serin Douro Nehri’ne, pastel renkli evlerden gizli şarap mahzenlerine kadar gerçek bir yolculuğa hazır mısın?

Porto’da Lizbon’a göre daha çok yorulduğumu itiraf etmeliyim. Malum, yokuşlar.. yokuşlar..

Lizbon’dan Porto’ya geçmek için sabah erken saatte otobüsle yola çıktım. Uzun ama manzaralı bir yolculuktu; camdan görünen üzüm bağları, kıyı kasabaları ve sisli tepeler eşliğinde kuzeye doğru ilerledim. Porto, Lizbon’dan daha küçük ama katman katman açılan bir şehir. Renkli evler, dik sokaklar, Douro Nehri ve tarihi köprüleriyle hem tanıdık hem bambaşka.

Lizbon’dan Porto’ya Ulaşım

Benim geliş tercihim otobüs yolculuğu oldu. Ancak ulaşım için farklı alternatifler de mevcut:

Otobüs: Rede Expressos firmasıyla da Porto’ya ulaşım mümkün. Yolculuk süresi trafik durumuna göre 3,5–4,5 saat arası. Fiyatlar genellikle daha uygun (15–25 €).

Uçak: Lizbon-Porto arası uçuş yaklaşık 1 saat sürüyor. Ancak havaalanı transferleri ve güvenlik kontrolleri de düşünüldüğünde toplam süre artabiliyor. Sık uçanlar için mantıklı bir seçenek olabilir.

Tren: Lisboa Santa Apolónia veya Oriente istasyonlarından kalkıyor. Yaklaşık 3 saat sürüyor. Bilet fiyatı erken alırsanız 25–35 € arasında.

İlk İzlenim: Renkli ve Kat Kat Bir Şehir

Porto’ya vardığımda ilk dikkatimi çeken şey üst üste dizilmiş gibi görünen renkli evler ve mavi-beyaz azulejo karolar oldu. Şehrin üst katlarından nehre doğru inen manzara, sabahın yumuşak ışığında tablo gibi görünüyordu. Porto, sessizce anlatıyor kendini; bağırmadan, gösteriş yapmadan.

Sokaklarda dolaşırken siyah pelerin giymiş üniversite öğrencileri dikkatimi çekti. Bu geleneksel kıyafet, Porto Üniversitesi öğrencileri tarafından hala giyiliyor. “Traje académico” adı verilen bu kıyafet; siyah ceket, pantolon veya etek, beyaz gömlek, kravat ve en dikkat çekeni olan uzun siyah pelerinden oluşuyor. Yüzyıllardır süregelen bu gelenek, öğrenciler için aidiyet ve saygı sembolü. Ayrıca J.K. Rowling’in Harry Potter romanlarındaki büyücü cübbeleri için de doğrudan esin kaynağı olduğu biliniyor. Gerçekten de Porto sokaklarında yürürken Hogwarts’tan bir sahneye düşmüş gibi hissediyorsunuz.

Ponte Dom Luís I Köprüsü: Demirin Zarafeti

Ribeira’dan Vila Nova de Gaia’ya geçerken yürüdüğüm Dom Luís I Köprüsü, Porto’nun siluetini tamamlayan en ikonik yapılardan biri. 1886 yılında açılan bu çift katlı demir köprü, Gustave Eiffel’in öğrencisi Théophile Seyrig tarafından tasarlanmış. Üst katı metro ve yayalara, alt katı ise araç trafiğine ayrılmış.

Sosyal Medya Tüyosu: Üst kattan gün batımında çekilen Ribeira ve Gaia manzarası Porto’nun en etkileyici karelerinden biri olabilir. Özellikle altın saatlerde ışığın demir konstrüksiyona düşme şekli çok etkileyici.

Köprüden geçmek ücretsiz. Üst kat biraz rüzgarlı olabilir, dikkatli yürümek gerekiyor. Aşağıda yürürken ise nehri neredeyse elinizle tutacak kadar yakın hissediyorsunuz.

São Bento İstasyonu ve Azulejo Panoları

İstasyondan çıkmadan önce duvarları izlemeye başladım. Burası yalnızca bir ulaşım noktası değil, adeta açık hava müzesi. 20.000’den fazla el yapımı seramik karo (azulejo), Portekiz’in tarihini gözler önüne seriyor: savaşlar, kraliyet düğünleri, köy yaşamı…

Sosyal Medya Tüyosu: Sabah 10:00–11:00 arası doğal ışık duvarlara çok güzel vuruyor. Fotoğraf için ideal saat.

Livraria Lello: Harry Potter’ın İzinde

Porto’daki en büyüleyici yerlerden biri Livraria Lello. Ahşap spiral merdiveni, vitray tavanı ve gotik detaylarıyla dünyanın en güzel kitapçılarından biri kabul ediliyor.

Harry Potter yazarı J.K. Rowling’in, Porto’da yaşadığı dönemde bu kitapçıdan ve üniversite öğrencilerinin geleneksel kıyafetlerinden ilham aldığı söyleniyor. Hogwarts merdivenlerinin buradaki yapıyla benzerliği şaşırtıcı değil.

Giriş: 5 € (kitap alırsanız bu bedel düşülüyor)

Sosyal Medya Tüyosu: Sabah açılış saatine yakın gitmek gerekiyor, gün içinde çok kalabalık oluyor.

Majestic Café: Bir Fincan Kahveyle Tarihe Yolculuk

Aliados Bulvarı’nda yer alan bu tarihi kafe, Porto’nun Belle Époque zarafetini yansıtıyor.

Kristal avizeleri, işlemeli aynaları ve kadife koltuklarıyla içeri adım atar atmaz zamanda geriye gidiyorsunuz.

Kahve: 3–4 €, tatlılar ise 5–8 € arasında.

Bir kahve içmek bile olsa, içeride oturmak bu şehrin nostaljisini hissetmek için yeterli.

Çinili Kiliseler: Detaylarda Saklı Güzellik

Porto’da her köşe başında bir kilise var ama bazıları mavi çinili cepheleriyle öne çıkıyor:

Igreja do Carmo: Rococo tarzı mimarisi ve yan cephesindeki büyük mavi-beyaz azulejo panosu muhteşem.

Capela das Almas: Santa Catarina Caddesi üzerinde. Dış cephesi tamamen azulejo ile kaplı. Özellikle sabah ışığında büyüleyici görünüyor.

Sosyal Medya Tüyosu: Mavi tonların en parlak çıktığı saatler sabah 9:00–10:30 arası.

Ribeira: Nehir Kenarında Yürüyüş

İstasyondan kısa bir yürüyüşle nehir kıyısındaki Ribeira’ya ulaştım. Dar sokaklar, renkli balkonlar, yıkanmış çamaşırların gölgeleri… Her şey yaşanmışlık hissi veriyor.

Alternatif: Teleferikle yukarı çıkıp yürüyerek aşağı inmek yokuşları aşmak için iyi bir çözüm.

Sosyal Medya Tüyosu: Ribeira kıyısında Douro Nehri boyunca gün batımı saatlerinde eşsiz kareler yakalamak mümkün.

Port Şarabı ve Vila Nova de Gaia

Douro Nehri’nin karşı kıyısındaki Vila Nova de Gaia, Porto’nun simgelerinden biri: port şarabının kalbi.

Ziyaret ettiğim mahzen: Cálem. Hem üretim süreci anlatıldı hem de farklı yıllanmış şarapları tatma şansı buldum. Giriş + tadım: 15 €

Sosyal Medya Tüyosu: Mahzenlerin içi düşük ışıklı ama çok karakteristik. Özellikle fıçılar önünde çekilen kareler etkileyici. Gaia kıyısından Ribeira’nın görünümü ise Porto’nun en klasik fotoğrafı.

Ne Yedim? Öğle yemeği için tercihim Porto’nun ünlü yemeği Francesinha oldu

Kalın tost ekmeği arasında biftek, sosis ve salam; üstü peynirle kaplanıp baharatlı bira sosuna batırılıyor. Yanında patates kızartmasıyla servis ediliyor.

Mekân: Café Santiago – kalabalık ama servis hızlı.Fiyat: 12 €

Vejetaryen alternatif: Bazı kafelerde mantar ve sebzeyle hazırlanan versiyonları mevcut.

Düşük bütçe için: “Prato do dia” sunan lokallerde 6–8 €’ya doyurucu tabaklar bulunabilir.

Hediyelik Eşya

Porto’dan alınabilecek özgün hediyelikler:

Azulejo desenli seramik tabaklar

Küçük boy port şarap şişeleri

Renkli sardalya kutuları, el yapımı sabunla

Harry Potter temalı defter, ayraç ve kitap kutuları

Alışveriş için öneri:

Rua das Flores: Arnavut kaldırımlı, trafiğe kapalı ve butik dükkanlarla dolu.

Mercado do Bolhão: Hem yerel pazar atmosferini hem de özgün hediyelikleri bir arada bulabilirsiniz.

Porto’dan Lizbon’a Dönüş

Günü tamamladıktan sonra Porto’dan Lizbon’a otobüsle dönmeyi tercih ettim. Rede Expressos firmasının akşam saatlerinde hareket eden otobüslerinden birine bilet aldım.

Yolculuk yaklaşık 4 saat sürdü.

Otobüs konforluydu; priz, wifi ve tuvalet vardı.

Bilet fiyatı: 17 € (erken alınırsa daha uygun)

Not: Dönüş saatini iyi planlamakta fayda var. Akşam 19:00 gibi yola çıkarsanız gece 23:00 civarında Lizbon’a varıyorsunuz.

Yalnız Kadın Gezgin Notu

Porto’da yürümek Lizbon’a göre daha dik ve yorucu. Haritada 5 dakikalık görünen mesafe yokuşlarda kolayca 15 dakikaya çıkabiliyor. Spor ayakkabı şart.

Ribeira gündüzleri oldukça güvenli. Akşam saatlerinde Gaia’dan yürüyerek dönerken kalabalık yavaş yavaş azalsa da aydınlatma yeterliydi. Gece geç saatte toplu taşıma tercih etmek daha güvenli olabilir.

Yolda1Kadın’ın Yorumu:

Porto’da zaman yavaş akıyor. Bu şehir bir şey anlatmaya çalışmıyor, sadece varlığıyla etkiliyor. Şarabın buruk tadı, azulejo desenlerinin dinginliği, yokuşlardaki nefes nefese kalmalar… Hepsi bir araya gelince yorgun ama dolu bir gün bırakıyor geride. Yalnız gezmenin yükü değil, özgürlüğü hissediliyor sokaklarda. Porto sessiz ama dirençli. Gürültüyle değil, detayla büyülüyor.

Posted in

Yorum bırakın